gösteri olarak tabiat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gösteri olarak tabiat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2012

gösteri olarak tabiat


Gösteri Olarak Tabiat
28 Ekim 2007


Feral Faun

Yabaniliğe Karşı El Değmemiş Doğa İmgesi

(Yazarın notu: Bu makaledeki tırnak işaretlerinin yaygın kullanımı tabiat ve el değmemiş doğanın gerçek varlıklar değil de, kavramlar olduğu fikrini pekiştirmek amacıyladır.)

Doğa her zaman varolmamıştır. Ormanın derinliklerinde, pumanın kalbinde veya pigmelerin şarkılarında bulunmaz; uygar insanın felsefelerinde ve hayal yapılarında bulunur. Görünüşte birbirinden ayrı uçlar hep birlikte bizleri evcilleştirmeye, yabanilik ifadelerimizi sindirmeye hizmet eden ideolojik bir yapı olarak doğayı yaratmak için biraraya getirilir.

Uygarlık bütüncüldür ve gözlemlenen herşeyi idrak etmenin uygar yolu da bütüncüldür. Etraftaki sayısız varlıklarla karşılaştırıldığında, uygar zihin anladığını hissetmek için onu kategorize etme ihtiyacı duyar (Gerçi, tüm anladığı şey, uygarlığa nasıl faydalı kılınacağıdır). Tabiat uygar kategorilerin en önemlilerinden biridir; bireylerin yabaniliklerini kontrol altına almada ve uygar, sosyal varlıklar olarak kendi özdeşimlererini yürürlüğe koymada en kullanışlılarından biridir.

Muhtemelen en erken tabiat kavramı İncil’in eski ahitinde anlatılana benzer birşeydi: günahkâr el değmemiş doğa, yırtıcı ve zehirli yaratıklar, bedhah şeytanlar ve delinin ikamet ettiği viranlık yer. Bu görüş özellikle erken uygarlıklar için önemli bir amaca hizmet etti. İnsanların çoğunu şehir duvarlarının içersinde tutarak ve keşfetmek için dışarıya çıkanlara sanki düşman bölgesindelermişçesine savunmacı bir tavır vererek, vahşi olandan korkulmasına sebep oldu. Bu kavram, bu şekilde, insanları arzuları açısından vahşice yaşamaktan uzak tutan “insan” ve “tabiat” arasındaki ikiliği yarattı.

Ancak tamamen negatif bir tabiat kavramı uygarlığı çevrilmiş ve kuşatılmış bir kaleye dönüştürdüğünden, kullanışlılık sınırlarına ulaşmaya, uygarlığı ayakta tutmak için yayılmaya, daha fazla sömürebilmeye mecburdu. “Tabiat”, uygarlık için bir kaynak sepeti oldu; “insanlığı” ve uygarlığını besleyen bir “anne”. Güzeldi; tapılmaya, tasarlanmaya, çalışılmaya ve sömürülmeye değerdi. Kötü değildi… fakat kaotik, kaprisli ve