03 Ekim 2017
ADALET BAKANLIĞI TARAFINDAN HAZIRLANAN MAĞDUR HAKLARI KANUN TASARISI TASLAĞI HAKKINDA DEĞERLENDİRME NOTU
I.ARKA PLAN
1. Adalet Bakanlığı’nın Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Bakan Olur’u ile 18 Kasım 2013 tarihinde kurulan Mağdur Hakları Daire Başkanlığı, 17 Temmuz 2017 tarihinde, kamu kurum ve kuruluşlarının görüşüne gönderildiği ifade edilen Mağdur Hakları Kanun Tasarısı Taslağını web sitesinde paylaşmıştır[1].
2. İşkence görenler ile yakınlarına tedavi ve rehabilitasyon hizmetinin koordinasyonu amacıyla faaliyet yürüten Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) olarak, anılan Tasarı hakkında kendi çalışma alanıyla sınırlı olarak değerlendirme yapılma zorunluluğu görülmüştür. Tasarının oluşturulma sürecinde TBMM, Devlet Denetleme Kurulu ve Adalet Bakanlığı İç Denetim Birimi Raporları ile Türkiye’nin taraf olduğu bir kısım uluslararası sözleşmelere göre kurulması icap eden mekanizmalar gerekleri esas alındığı ifade edilmiş; işkence ve ağır insan hakları ihlalleri alanında çalışan sivil inisiyatiflerin görüşü alınmamıştır. Tasarı Taslağı oluşturulduktan sonra da resmi düzeyde görüş alınmak üzere sivil alanla paylaşıma açılmadığından kamuoyu ile internet vasıtasıyla paylaşılmış olan haliyle tasarı içeriği hakkında değerlendirmelere yer vereceğiz.
II. TASARI HAKKINDA BİLGİ
3. Amaç, tanımlar, temel ilkeler olarak düzenlenen birinci bölümü; kanunun öznesi olarak tarif edilen kişilere sağlanacak temel hak ve hizmetler, maddi yardımlar, ‘kırılgan gruplar’ yönünden hizmetler ile Mağdur Hakları Daire Başkanlığının kuruluş, teşkilat ve mali hükümlerinin oluşturduğu bölümler takip etmektedir. Bu not kapsamında öncelikli olarak içeriğin tartışılması esas alındığından teşkilatlanma konusu değerlendirilmemektedir. Ancak teşkilat yapısının da sivil alanı içermeyen ve bürokratik kurulumu, tasarı taslağının oluşturulmasında ve içeriğinde tercih edilen yöntem yönünden bir eğilimin ifadesi olduğundan burada da dikkat çekmekte fayda vardır.
4. Tasarının genel gerekçesinde, “onarıcı adalet ilkesine uygun olarak cezalandırmanın yetersizliğine bağlı olarak maddi ve manevi telafi mekanizmalarının kurulması gerekliliğine” işaret edilmekte ve “sosyal devlet ilkesine uygun olarak koruma sistemlerinin geliştirildiği bir standart ihtiyacının” temel motivasyonu oluşturduğu açıklanmaktadır. Bu nedenle “ ‘Şiddet Suçu Mağdurlarının Zararlarının Tazmin Edilmesine İlişkin Avrupa Sözleşmesine’[2] uygun yardım modelini temel alarak ve özel olarak da ‘Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin (İstanbul Sözleşmesi)’[3] gereğini yerine getirecek bir sistem kurmak amacıyla” bu tasarının hazırlandığı ifade edilmektedir. Madde gerekçelerinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun1985 tarihli “Suçtan ve Yetki İstismarından Mağdur Olanlara Adalet Sağlanmasına Dair Temel Prensipler Bildirgesine[4]”, Avrupa Parlamentosu ve Konseyinin suç mağdurlarının haklarında, desteğinde ve korunmasında minimum standartlara ilişkin  “2012/29/EU sayılı Direktifine[5]” atıfta bulunulmaktadır.